|
“Düşmanın şiddetli topçu ateşi başladıktan sonra Mustafa
KEMAL’ in elini birden göğsüne götürdüğünü gördüm. Heyecanımı sezip, parmağını ağzına götürerek bana susmamı işaret etti.”
ATATÜRK ise anılarında bu olayı şöyle yazmaktadır : “Gökten şarapnel, demir parçaları yağıyordu. Büyük çaplı deniz topçularının tam isabetli daneleri yerin içine girdikten sonra patlıyor, yanımızda, kenarımızda büyük lağımlar açıyordu. Bütün Conkbayırı yoğun dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes tevekkülle işin sonunu bekliyordu. Çevremiz şehitler ve yaralılarla doldu. Muharebe alanında bir şarapnel parçası göğsümün sağına çarptı. Cebimde bulunan saati paramparça etti, vücuduma girmedi. Yalnız, derince bir kan lekesi bıraktı.
Aynı gün akşama doğru karargahta Ordu Komutanı Liman Von SANDERS Paşa ile karşılaşan ve yapılan süngü hücumunu anlatan Mustafa KEMAL, “Bu saat benim canımı kurtardı. Müsaade ederseniz bugünkü muvaffakiyetin hatırası olarak bu saati size takdim edeyim.” der ve parçalanmış saatini çıkarıp Ordu Komutanı'
na verir. Liman Paşanın heyecandan titrediği, gözlerinin buğulandığı görülür. Yürekten kopan bir teşekkürle uzatılan saati alır ve karşılığında, ailesinin soyluluk armasını taşıyan kendi altın saatini verir.
|
|

|
|
CONKBAYIRI' ndaki bu Yeni Zelanda (ANZAK) anıtı, AĞUSTOS 1915 başlarında ANZAK' ların buralara kadar ulaştıklarını belirtmek amacı ile 952 ölü adına dikilmiştir. Üzerinde 8 AĞUSTOS 1915 tarihi bulunmaktadır
İngiliz, Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar bu anıtın bulunduğu yeri (ÇANAKTEPE'
yi) ele geçirdiklerini ileri sürmektedirler.
Britanya İmparatorluğu Müdafaa Komitesi Tarih Encümeni'nin nezareti altında resmi vesikalara dayanılarak yazılmış olan
|
|
“ÇANAKKALE, GELİBOLU Askeri Harekatı'nın 2 nci
cild, 206 ncı sayfasında “Wellington Taburunun CONKBAYIRI Tepeler hattını ele geçirdiği ve askerlerin buradan boğazın parıldayan sularını gördüğü yazılmaktadır.
Her ne kadar CONKBAYIRI - KOCAÇİMEN Hattına ulaşmak ve ÇANAKKALE Boğazının
(Kilye Koyu - Nara Burnu arası görülmektedir) parıldayan mavi sularını seyretmek her ANZAK askerinin parolası, ideali ve hülyası olmuşsa da bunun çok kısa süreyle pek azı gerçekleştirebilmiştir. Zira, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı arşivinde mevcut belgeler ve bunlara dayanılarak yazılan (ÇANAKKALE CEPHESİ HAREKATI) isimli kitapta (Sayfa 341- 380, Harita 39-44 EK-14) ANZAK ’ların AĞUSTOS 1915 başlarında Conkbayırı bölgesinde yaptıkları taarruzlar tetkik edildiğinde, Conkbayırı Tepeler hattının (haritalarda Çanaktepe olarak gösterilen ve şimdi ANZAK Anıtının bulunduğu doruk noktasının), hiçbir zaman Türklerin elinden çıkmadığı, 10 AĞUSTOS günü süngü hücumu hazırlıklarının bu hattın emniyet perdesi arkasında yapıldığı anlaşılmıştır.
Gerçekte; 7/ 8 AĞUSTOS gecesi saat 03.30'da CONKBAYIRI Bölgesine taarruz eden Gn. Johnston'un Tugayı (Welch, Wellington ve Gloucestershire Taburları) hemen hemen hiçbir mukavemetle karşılaşmadan tepeyi ele geçirmişlerdi ( ! ) Halbuki Conkbayırı' nın Türklerin kontrolü altında olduğu ve inatla savunulduğu biliniyordu. Ayrıca, Conkbayırı' nın alındığı bildirilen ilk haberler, 2 nci ANZAK Tüm. Komutanı Gn. GODLEY'i bir hayli ümitlendirmişti. Ancak, öğleye doğru durum anlaşıldı. Cephenin hiç bir yerinde önemli sayılabilecek bir başarı sağlanamamıştı ve Johnston' un Tugayı CONKBAYIRI Sırtlarının karşı yamaçlarında (ŞAHİN T - Çiftlik) sakıncalı bir mevzide bulunuyorlardı. 9 AĞUSTOS günü yapılan saldırıda bir kısım İngiliz kuvvetleri (Wellington Tb. dan bazı birlikler) CONKBAYIRI kuzeyindeki boyun noktasına kadar yanaşmayı başarmışlar ve buradan bazı askerler boğazın sularını seyretmişlerse de şiddetli ve etkili Türk topçu ateşi ve karşı taarruzlarla eski mevzilerine kadar atılmışlardır.
9 AĞUSTOS 1915 günü yapılan muharebelere Tabur K. olarak katılan ve hatta bir ara, CONKBAYIRI' nın biraz kuzeyindeki BESİNTEPE' den çok kısa bir süre de olsa boğazın sularını seyredebilmiş olmayı hayatlarının en büyük mutluluğu sayan İngiliz Bnb. ALLASON hatıralarında: “Ben ömrümde böyle bir topçu hazırlık ateşi görmedim. Mermilerin isabetindeki sıhhat şaşılacak derecedeydi. Türk siperlerini paramparça ediyordu. O kadar uzun zaman ve o kadar sıhhatli yapılan bu korkunç ateş ve tahrip selinden sonra, artık siperlerde tek canlının kalmamış olacağına hükmeden gemilerin ateş kesmesiyle Taburumun önünde ileri atıldığımda tepede gene Türkler vardı. Aramızda vahşice bir boğuşma başladı. Hemen yanımızdaki yüzbaşı göğsüne saplanan bir süngü ile düşerken, ben de yaralanmışım. Bir süre boğazın mavi sularını seyrettiğimi hatırlıyorum. Bu hayatımın en mutlu anı, tattığım zevklerin en yücesi idi” diye yazmaktadır.
Bnb. ALLASON' un da belirttiği gibi 8-10 AĞUSTOS günleri KOCAÇİMENTEPE - BESİMTEPE - CONKBAYIRI hattı düşmanın kara ve deniz topçusu tarafından yoğun ve etkili bir ateş perdesi altında tutulmuştur. Bu da 8 AĞUSTOS günü CONKBAYIRI Doruk noktasının (Anıtının bulunduğu yerin) ANZAK' lar tarafından alınmadığını kanıtlamaktadır. Gerek anıtın bulunduğu yer ve gerek “CHUNUK BARIŞ Mezarlığı ATATÜRK' ün 10 AĞUSTOS taarruz emrini verdiği ve bu hücumu yönelttiği yerler ile Türk siperlerinin girişinde kalmaktadır.
Siperler arasındaki mesafelerin 30-40, hatta 8-10 metreye düştüğü CONKBAYIRI Muharebeleri süresince her iki taraf (ANZAK'lar ve Türkler) birçok yiğitlikler göstermiş,dünyada hiçbir savaşta rastlanmamış olan centilmence davranışlarda bulunmuşlardır. Zaman olmuş, birbirlerine su, yiyecek, sigara, tütün atmışlar, kısa süreli ateşkeslerde (sanki savaşanlar onlar değilmiş gibi)
şehitlerini, yaralılarını, ölülerini toplamada birbirlerine yardım etmişler, gün olmuş ibadet edenlere (namaz kılanlar) kurşun sıkmamışlardır. Bu mertlikleri, kahramanlıkları unutamayan ve hayatlarının en tatlı anıları olarak anlatan ANZAK Kor. Komutanı Mareşal BIRDWOOD, ATATÜRK 'ün naaşının Etnoğrafya Müzesine nakil törenlerine katılmış ve “EVLATLARIMIZ, ARTIK BİZİM EVLATLARIMIZDIR” diyen bu yüce insana saygı duruşunda bulunmuştur.
|