ÇANAKKALE
CANAKKALE HAKKINDA...

Çanakkale, sahip olduğu tarihi, turistik ve kültürel zenginlikleri ile yerli ve yabancı turistlerin daima gözdesi olmuş bir ilimizdir. Çanakkale savaşlarının cereyan ettiği Gelibolu Yarımadası, tarihi milli park alanında bulunan Türk anıt ve Şehitlikleri ile yabancı Anıt ve mezarlıkları, özellikle 18 Mart ve 25 Nisan tarihleri arasında yoğun olarak yerli ve yabancı turist akınına uğramaktadır. Troya, Alexandreia-Troias, Assos gibi nice eski uygarlık merkezlerinin beşiği olan ilimiz, yerli ve yabancı ziyaretçilerin tarihin derinliklerine götürmektedir. Uygarlık tarihinin en eski sanatlarından biri olan seramikçilik ve halıcılık, Çanakkale Folklorunun otantikliğini kaybetmeden en belirgin özelliklerini günümüze kadar taşımışlardır. Çanakkale adının, burada yapılan çanak çömlekten geldiği kabul edilmektedir. Eski adı Kale-i Sultaniye olan Çanakkale'nin 17 yy. sonlarında ipek yelken bezi ve çanak-çömlek imalatıyla ün yaptığı belirtilmektedir. Çevresi eşsiz doğa güzellikleri ve denizlerle çevrili olan ilimiz, sağlık turizmine de çok sayıda kaplıca ile hizmet vermektedir.

İklim: Çanakkale İlinde, Akdeniz ve
Karadeniz iklimlerinin geçiş iklimi hüküm
sürmektedir. Yağışlar genellikle bahar ve kış aylarında olmaktadır.
Turizm sezonunda, iklim mutedil olup, deniz suyu sıcaklığı Temmuz ve Ağustos
aylarında maksimum seviyeye çıkmaktadır. Yıl boyunca, Çanakkale İlinde hakim
rüzgar kuzeyli rüzgar olup, güneyli rüzgar en etkilisidir.
ECEABAT
Tarihçesi: Bugünkü Eceabat ilçesinin sınırları içinde, Balkan'dan gelen kavimlerin bir kolu olan Traklar'ın kurduğu pek çok eski yerleşim merkezi vardır. İlçe merkezi Maydos (Madytos), Sestos (Akbas), Kynossema (Kilit bahir), Idaion (Biga'lı kalesi) Traklar'ca kurulan önemli yerleşim merkezleridir. İlçe merkezi olan Maydos Traklar'ın yanısıra Milet, Foça ve Midilli göçmenlerinin de yerleştikleri sanılmaktadır. Bölge M.Ö. II. yy’da İran egemenliğindeyken, V.yy. Pers savaşlarına tanık oldu. Strabon'a göre, kenti ilk kez Lesboslular (Midilliler) kurdu. Sırasıyla Pers'lerin, Atinalıların, Spartalıların, Romalıların ve Latinlerin yönetiminde kalan Eceabat, 1354'te Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Bey'in Rumeli'deki fetihleri sırasında Osmanlı topraklarına katildi. Anıtsal Osmanlı kaleleriyle ünlüdür. Antik dönemde Maydos (Madikuz) adlarıyla bilinmektedir.
KİLİTBAHİR KALESİ

Osmanlı kaleleri içinde, mimari yönden bir başyapıttır.1452 yılında Fatih Sultan Mehmet yaptırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, bir kapı kulesiyle sur eklemiştir. Hiçbir yerde uygulanmamış özgün bir planı vardır. Surlara önem verilmemiş, buna karşın yonca yaprağı biçimindeki üç avlulu iç kale, korunaklı yapılmıştır. İç kale yedi katlidir. Duvarlar düzgün moloz taştandır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde eklenen köse kule, büyük kesme tastan güzel bir yapıdır.
SESTOS: Eceabat'a 4 km. uzaklıkta, Yalova köyündedir. Akbaş limanının güneyinde kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet Kilit bahir kalesini yaptırırken, Sestos kalesinin taşları kullanılmıştır.
BİGALI KALESİ: Eceabat'a 5 km. uzaklıktadır. 1807'de III. Selim döneminde yapılmaya başlanmış, II. Mahmut zamanında bitirilmiştir. Kalede Sestos kentinin taşları kullanılmıştır.
SEDDÜLBAHİR KALESİ: 1659'da IV. Mehmet döneminde, Frenk Ahmet Paşa'nın mimar Mustafa Ağa'ya yaptırmıştır.
AYVACIK

1330–1335 tarihleri arasında 15–20 haneli Kızılcatuğla adlı küçük bir köy olduğu bilinen bu şirin ilçemizin kesin olarak hangi tarihte kurulduğu bilinmemektedir. Ancak, genişlemesi ile ilgili olarak anlatılan hikâye ilginçtir. Aslen, Tiflisli olan Ümmühan Hanım, bugünkü Ayvacık ilcesine yakın bir yerde han işletmektedir.1514 Çaldıran seferi nedeniyle yöreden orduya katılan askerlerde Ümmühan Hanımın hanında dinlenmektedirler; Ümmühan hanım bu askerlerden birisini savaşta ölen kocasına benzeterek onunla evlenir ve Ayvacık'a gelir. Daha sonrada civarda bulunan diğer köyleri de (Küplü, Doğanlar ve Garipler) dolaşarak köylülerin Ayvacık'a yerleşmelerini ve bu sebeple beldenin genişlemesini temin eder. Bugün bu şirin ilçemizin sınırları içerisinde Antik döneme nazire olarak, bulunan Türk- İslam mimarisi özelliklerini en iyi bir şekilde yansıtan eserler şunlardır:
HÜDAVENDİGAR CAMİİ: Çanakkale ilimiz sınırları içerisinde bulunan dini yapılardan en önemlilerinden birisi olup, Behramkale'de Murat Hüdavendigar tarafından yapılmıştır. Dört duvar ile sekiz köşeli sağır bir kasnak üzerine oturtulmuş tek kubbelidir. Osmanlı'nın ilk eserlerinden birisi olan bu Camii, Assos harabelerinin hemen yanı başında mağrur bir eda ile Murat Hüdavendigar'ın anısını yaşatmaktadır.
ÜMMÜHAN HATUN CAMİİ: Ayvacık ilçesinin genişlemesine sebep olan Ümmühan Hatun tarafından yaptırılmıştır.
TUZLA HÜDAVENDİGAR CAMİİ: 12 m.lik tek bir kubbe ile çatılı son cemaat yerinden oluşan camii, Murat Hüdavendigar'ın vakfiyesidir. Çeşitli ebatlardaki taslardan yapılan camiinin tuğla olan kubbesi sıvalı olup zemini ise taş döşemelidir
GELIBOLU

DOGAL YAPI: Gelibolu, Marmara Bölgesi'nin batısında, Çanakkale Boğazı'nın Kuzeyinde, Avrupa yakasında, Gelibolu Yarımadası üzerinde kurulmuş, Çanakkale iline bağlı bir ilcedir. Kuzeydoğusunda Tekirdağ iline bağlı Şarköy ve Malkara ilçeleri ile kuzeybatısında, Edirne ilinin Keşan ilçesi ile komsudur. Kuzeybatısında Saroz Körfezi güneydoğusunda ise Çanakkale Boğazı bulunan ilce, batıdan Eceabat ile sinirlidir.
GÖKÇEADA
DOGAL YAPI: Gökçeada çok engebeli, volkanik kütlelerden oluşmuştur. Adanın % 77'si dağlık, %12'si engebeli, % 11'i ise ovadır. Adanın en yüksek noktası Doruk Tepe 673 metredir.
KONUM VE YÜZÖLÇÜMÜ: Gökçeada 289,5 km2 yüzölçümüne, 95 km kıyı şeridi uzunluğuna sahiptir. Adanın doğu-bati uzunluğu 29,5 km, kuzey-güney uzunluğu ise 13 km'dir. Gökçeada (Kuzulimanı), Çanakkale'den izlenen rotaya göre 32 mil, Gelibolu yarımadasındaki Kabatepe limanına 14 mil, Bozcaada'ya 33 mil, Ege denizinde bulunan Yunan adalarından Limni' ye 16 mil, Semadirek adasına 14 mil uzaklıktadır.

BOZCAADA
Coğrafi Konumu: Çevresi 14 mil tutan Bozcaada, Çanakkale ilimizin şirin bir ilçesidir. Etrafındaki irili ufaklı adacıklar dahil olmak üzere yaklaşık 42 km2 lik yüzölçümüne sahiptir. Ada, Ege Denizi’nin kuzey-doğusunda yer almaktadır. Çanakkale Boğazı’na 15 mil, Limni’ye 30 mil, Midilli’ye 33 mil mesafededir. Şu anda ulaşımın sağlandığı Ezine İlçesi Geyikli Beldesi Yükyeri Feribot İskelesine ise 3,4 mil uzaklıktadır. Bozcaada çevresinde irili ufaklı 10 ada bulunur. Ada'nın, kuzeydoğusunda Eski kale Burnu, Erenler Burnu; doğusunda Tabya Burnu, Nar Burnu, Sarı tas Burnu; güneyinde Tuz burnu, Koca Tarla, Mermer Burnu, Sulu Bahçe Burnu, Habbeli Burnu; Batısında Batı Burnu; kuzeyinde Killik Burnu olmak üzere on iki burunu vardır. Bu burunlar arasında da Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çapraz Limanı, Çanak Limanı, Koca Tarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu, Sulu Bahçe Koyu, Habbeli Koyu İsimlerinde on iki adet cennet benzeri koyu vardır.
BOZCAADA'NIN TARİHİ

Eski adıyla Tenedos olarak anılan Bozcaada’nın bilinen ilk sakinleri, Pelaglar (Pelazziler)dır. Bunlar, muhtemelen adaya iki bin yıl önce yerleşmişler. O tarihlerden 1500 yıl sonra ise, İonya kentleri ve adaların tümüyle birlikte Bozcaada'da Perslerce tahrip edilmiş. Ada daha sonraki yıllarda Akdeniz'deki ticari egemenlik kavgası nedeniyle Venedik, Ceneviz, Bizans’ı misafir etmiş.

1455-1456'da Fatih Sultan Mehmet'in Donanma Komutanı Hamza Bey tarafından Venedikliler tarafından alınmış ve Ege'deki Türker’in eline gecen ilk ada olmuş.1479'da Türklerin galibiyeti ile biten savaşların sonunda Ada'ya Türk bayrağı çeken Gedik Ahmet Pasa, kaleyi yeniden yaptırmış. Anadolu'dan getirdiği ahaliyi de, her türlü vergiden muaf olarak yerleştirmiş. Adanın doğu tarafından, Anadolu'ya bakan yüksekçe bir kayalık üzerine yerleşmiş Bozcaada Kalesi halk arasında Eski Kale olarak isimlendirilir. Adanin bilinen ilk zamanlarindan günümüze kadar saglam olarak gelen tek kaledir.
TARİHİ YERLER

ALEXANDREİA-TROAS: Alexsandreia Troas kenti M.Ö.310 yılında Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos tarafından kurulmuştur. Bir süre sonra Avrupa ve Asya kıtaları arasında kavşak noktası olan Hellespont’a yakın konumu nedeniyle Truva’nın eski konumunu almıştır. İyi korunmuş limanından dolayı deniz yollarının kontrolünü ele geçirmiştir. Bundan öte kent ekonomik tarım ve toprağın doğal zenginliği ile de güçlenmiştir. Kentin ikinci kez canlanışı Roma İmparatoru Augustos tarafından gerçekleştirilmiştir. Koloninin burada kurulmasının nedenlerinden biri de Sezar’ın Alexsandreia Troas’ın başkent olabileceğini düşünmesidir. Buna benzer bir fikir Büyük Konstantinin de aklından geçmiştir. Ancak daha sonra Bizans’ın başkentinin Konstantinopel olmasına karar verilmiştir. Kentin 19.YYa kadar Eski İstanbul adını taşıması bu düşüncenin olası bir mirasıdır. Alexsandreia Troas erken Hıristiyanlık döneminde önemli bir rol oynamıştır. Havari Poulus kenti iki kez ziyaret etmiş ve Avrupaya Hıristiyanlık dinini ilan etmeye karar vermiştir. Halen hamamı, sarayı, limanı, çarşısından kalıntılar bulunmaktadır. Dünya turizmi açısından ve Hıristiyanlığın başlangıç noktası olmasından dolayı büyük önem taşımaktadır. ALEXANDREİA-TROAS antik kenti İzmir yolu üzerinde Çanakkale’ye 44 km. mesafede Ezine ilçesi sınırları içerisindedir.
ASSOS: Çanakkale İli'nde bulunan yüzlerce antik yerleşme merkezlerinden birisi ama su anda en önemlilerindendir. Assos (Behramkale)'un tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar dayanmaktadır. M.Ö. 1000 yıllarında Tespos (Midilli) adasından gelenler tarafından Aiol kolonisince kurulduğu bilinmektedir.

M.Ö. VI Yüzyılda Lidyalıların ve Perslerin egemenliğine giren Assos, M.Ö.V. Yüzyılda birçok Batı Anadolu kenti gibi Attik Delos (Deniz Birliği)'a üye olmuştur. Büyük İskender'in Asya Seferi ile Makedonya hâkimiyetine giren kent, İskender'in ölümünden sonra sırayla; Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans hakimiyetinde kalmış ve I. Murat döneminde Osmanlı toprakları içerisinde yerini almıştır.235 metre yüksekliğindeki Andezit taslardan oluşan tepe üzerinde kurulan Assos Antik Kenti; Cin Seddi kadar özenle yapılmış, yer yer yüksekliği 20 metreye ulasan 8 kule il 12 değişik kapının yer aldığı yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrelenmiştir. Athena Tapınağı, Gymnasium, Agora, Hamam ve Tiyatro'nun bulunduğu şehir ile Antik Liman, Mendirek ve Antrepo benzeri yapılardan oluşan Assos’ta 1881–1883 yılları arasında ilk bilimsel kazılar J.T. Clarke ve F. Bacon'dan oluşan Amerikan heyeti tarafından yapılmıştır. Bu kazılarda çıkan eserlerin bir kısmı Louvre ve Boston Müzelerine götürülmüş olup, yurdumuzda kalanlarında bir kısmı İstanbul Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. İlk kazıdan itibaren uzun yıllar kendi kaderine terk edilen Assos, 1980 yılında Restoratör Prof. Dr. Ümit SERDAROGLU'nun gayretleri ile yeniden bilimsel kazı çalışmalarına sahne olmuştur. Bugün, kazılar Sayın SERDAROGLU'nun başkanlığındaki bir kazı heyeti tarafından ciddiyetle yürütülmektedir. Hikâye bu ya; Assos Kralı Hermias'in kız kardeşi Pythias'in güzelliği dillere destandır...

Pythias'i görenler O'nu bir daha akıllarından çıkaramamaktadırlar... Ünlü düşünür Aristo, Hermias'ıin okul arkadaşıdır. Hermias, Aristo'yu Assos'a davet eder, bu davete icabet eden Aristo da, yemekte Pythias'i görür görmez asık olur ve yemekten içmekten kesilir, bunun üzerine Hermios, Assos'da bir okul açtığı takdirde kız kardeşini Aristo'ya vereceğini vaadeder. Ve hikâye mutlu sonla biter, Aristo ile Pythias evlenir ve Felsefe Okulu kurulur. M.Ö. 348–345 yılları arasında Aristo burada Erdem'e Övgü isimli eserini hazırlar. Bugün yöre de, gerek konaklama kapasitesinde ve gerekse ziyaretçi kapasitesinde gözle görülür bir artış olmaktadır.
ÇİMENLİK KALESİ: 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Boğazın en dar yerinde olup, karşısında bulunan Kilitbahir Kalesi ile Boğazı hakimiyet altında tutmasından dolayı büyük bir stratejik öneme haiz olan kalenin burçlarının 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamir ettirildiğini Evliya Celebi’nin Seyahatnamesinden öğreniyoruz. (Seyahatname İstanbul 1315 ve 303).

Çimenlik Kalesi, dış surlar ve iç kale olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dış surlar, 5 m, kalınlığında, 100x15x m. ebadında olup, dikdörtgen seklindedir. Kapıdan girişte, 15,5 metre yüksekliğinde, yumak biçiminde bir kulesi, bunun yanında 5x12 m. boyutlarında bir camisi vardır. Avluda ayni tarihlerde bir hamam yapılmıştır. İç kalesi 29x44 m. boyutlarıyla ve 22 m. yüksekliğiyle kitlevi görünümdedir. İç kalenin duvarlarının kalınlığı 7 m. civarındadır. Tas bir merdivenle kaleye girilir. Kale dört katlidir. İkinci katta, 5 m. çapında kubbeli 10 oda vardır. Kale dışında 25 cm. çaplı uzun menzilli iki adet sahra topu vardır. Tarihinde daima büyük denizciler yetiştirmiş Türk Milleti'nin mümtaz denizcilerinden birisi olan Piri Reis'in ünlü kitabi Kitabi-i Bahriye'sini yazdığı bu kale bir zamanlar Kale-i Sultaniye olarak anılmıştır. Bugün halka açık müze olarak kullanılmaktadır.
TRUVA(TROYA): Mitolojiye göre Deniz Tanrıçası Thetis çok alımlı ve çok güzel bir Tanrıcadır. Kronos'un oğlu, Gök Tanrıçası Hera’nın kardeşi ve kocası, Tanrıların Babası ve Kralı Zeus ile Deniz Tanrısı Poseidon bile Thetis ile evlenmeyi çok istemektedirler. Masal bu ya kahinler Thetis´in doğuracağı erkek çocuğun babasından daha güçlü ve akilli olacağını söylemişlerdir.

İste bu sebeptendir ki Tanrıların Kralı Zeus ve Deniz Tanrısı Poseidon, O’nu, Aikos'un oğlu Teselya Kralı Peleus ile evlendirmeye karar verirler... Olympos’taki şölenlere benzer bir şölen kurulur Pelion (Teselya) Dağında. Bütün Tanrılar ve Tanrıcalar eğlenmekte ve şarkılar söylemektedir... Ancak, Nifak Tanrıçası Erins unutulmuştur bu görkemli şölene davet edilmeye... Davet edilmediğine çok kızan ve şölen yerine gizlice gelen Erins, üzerinde " TANRICALARIN EN GÜZELINE " yazılı bir altın elmayı şölen masasının üzerine geldiği gibi gizlice bırakır... Bir anda şölene katılanlar arasında huzursuzluk başlamıştır... Erins, adıyla mütenasip bir olayı başlatmış ve nifak tohumlarını saçmıştır. İste o nifak tohumlarıdır ki, yıllarca sürecek meşhur Troya Savaşları’nın başlamasına sebebe olmuştur mitolojiye göre...
Şölendeki huzursuzluğun had dereceye ulaştığını gören " Göklerde Gürleyen ", "Bulutları Devşiren", "Şimşekler Savuran", ve de basının bir işmarı ile Olympos Dağî’ni titreten Tanrıların Kralı Zeus, olaya müdahale etmek ihtiyacını duyar ve Gök Tanrıçası Hera, Zekâ Tanrıçası Athena ve Ask Tanrıçası Afrodit arasından bu secimin yapılmasına ve secimi de Olympos Dağî’nin en uzak bir bölümünde oturan, gene kâhinlere göre büyüdüğünde ülkesinin basına büyük bir felaket açacağı bilinen, kurban edilmek üzere bir çobana teslim edilen, ancak çobanın merhametiyle ölümden kurtulan bir ölümlü yapacaktır...

Tanrıların Babası Zeus böyle istemektedir... Bu ölümlü de, Troya Kralı Priamos'us oğlu Paris'tir. İda (kaz) Dağı’nda herşeyden habersiz sürülerini otlatmakta olan Paris'in karşısına çıkan bu üç Tanrıca O'na içlerinden hangisinin en güzel olduğunu sorarlar... Elmayı Paris'e teslim ederler. Paris için gerçekten zor bir secimdir bu. Çünkü üç Tanrıca da çok güzeldir... Paris kararsızlık içerisinde iken tanrıcalar O'nu etkilemek için belki de tarihin ilk rüşvetini teklif ederler... Gök Tanrıçası Hera, Paris'e kendisini seçtiği tabirde Asya’nın en güçlü Krallığını vaat eder. Zekâ Tanrıçası Athena ise O'nu dünyanın en bilge kişisi yapacağını. Ama Ask Tanrıçası Afrodit'in teklifi Paris için hepsinden daha cazibelidir... Afrodit O'na dünyanın en güzel kadınını vaat eder... Ve Paris, dünyanın en güzel kadınına sahip olabilme uğuruna tercihi Ask Tanrıçası Afrodit için kullanarak, biraz evvel kendisine üç Tanrıca tarafından teslim edilen Altın Elmayı Afrodit'e verir... Hera ve Athena, Paris'in kendilerini seçmediğine çok kızmışlardır ve Paris'in yanından ayrılırken Ondan bunun intikamını çok acı şekilde alacaklarına yemin ederler... Günler geçer aradan, önce Paris asil ailesinin yanına döner ve günlerden bir gün bir vesile ile evine gittiği Starta Kralı Menelaos'un genç ve güzel karisi Helena (Güzel Helen)'ya asık olur ve Ask Tanrıçası Afrodit'in yardımı ile onu Troya'ya kaçırır... Bunu üzerine Menelaos'un kardeşi Agamemnon ordusu ile birlikte Troya'ya saldırır... Ve iste Meşhur Troya Savaşları başlamıştır artik... Nifak Tanrıçası Erins'in Pelion Dağında saçtığı nifak tohumları yeşermiş ve Aka'lilarla Troya'lılara karsı karsıya getirmiştir. Tarihin en kanlı savaşları cereyan etmeğe başlamıştır artik...
Yıllarca süren savaşlar sonucunda Akha'lılar, Troyalıları bir savas hilesi yapmadan yenmenin mümkün olamayacagini düsünürler. Bunun üzerine icersine Akha'lı kahraman savaşçıların saklandığı bir Tahta At’ı, Troya'nın surlarının dibine bırakarak geri çekilirler... Akha’liların kaçtığına kanaat getiren Troya'lılar Tahta At’ı içeri alarak eğlenmeye başlarlar... Şölen sarhoşluğu içerisinde bulunan Troya'lı nöbetçiler, Tahta At’ın içersinden çıkan Akha'lı savascilar tarafından öldürülür ve Troya'nın kapilari Akma savascilarına açılır... Sonuçta Troya Akha'lılarca işgal edilmiş Troya Kralı Priamos ve oğlu Paris, Thetis'in torunu Neoptelamos tarafından öldürülmüştür... Hera ve Athena ettikleri yemini tutmuş Paris'ten öçlerini almışlardır... Menelaos da karisi Helena'ya yeniden kavuşmuştur. Ünlü Ozan Homeros'un Destanlarına konu aldığı meşhur Troya Savaslarının cereyan ettiği topraklar, artik bugün ne bir mitolojinin yaşandığı ne de akil almaz entrikaların çevrildiği topraklardır.

Çanakkale’ye 30 kilometre mesafede bulunan bu topraklarda M.Ö. 3000 yılından bu yana geçmişini anılarını gözlerimizin önüne seren bir uygarlık kalıntısı bulunmaktadır. Her gecen gün, yüz binlerce insanin geçmişi tekrar yasarcasına gezdiği Troya şehrinin kalıntıları insana"Keşke Schlieman hazineleri bulmak uğruna burayı tahrip etmeseydi de siz Troya'nın arkeolojik kalıntılarını daha iyi inceleyebilme fırsatını bulabilseydiniz..."dercesine sessizce ziyaretçilerini beklemektedir. Troya'da ilk sistemli kazılar, W. Dörpfeld tarafından başlatılmış ve bunun da 1923 – 1938 yılları arasında Prof. Carl Blegen'in kazıları izlemiştir. Blegen’sin kazıları sonucu ortaya çıkartılan Troya'nin stratigrafisine göre M.Ö. 3000 ile M.S. 400 yılları arasında 9 değişik tabaka halinde yerleşme merkezlerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir.
MILLI PARK
Doğal ve kültürel
değerleri yanı sıra Dünya Savaş Tarihi açısından büyük önem taşıyan ve Mustafa
Kemal komutasındaki Türk Ordu birliklerinin dünyayı şaşırtan cesaret ve
kahramanlıklarının sergilendiği Çanakkale Savaşları'nın izlerini ve anılarını
korumak amacıyla 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir.
Gelibolu Yarımadası Tarihi ve Milli parkı, ilimizin en önemli gezi yerlerinden
birisidir.

Parkın kara sınır- lafını Gelibolu Yarımadasının Saroz körfezindeki Karatepe limanı ile Çanakkale Boğazında yer alan Akbaş iskelesi arasında çizilecek bir hat oluşturur. Seddülbahir köyü çevresindeki Teke ve Hisarlık Burunları, Ertuğrul, Morto, İkiz Koyları, Alçıtepe, Kereviz- dere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkba- yırı, Kocaçimen, Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları savaşın cereyan ettiği başlıca alanlardır. Çanakkale Savaşları sırasında büyük cesaret göstererek şehit olan birlikler ve şahıslar adına bugün Gelibolu Yarımadası'nda çok sayıda şehitlik vardır. Herbiri ayrı bir kahramanlık örneği olan bu şehitliklerin en önemlisi Morto koyunda, Hisarlık Tepe üze- rinde tüm şehitlerimizin anısına dikilen ÇANAKKALE ŞE- HİTLER ABİDESİ'dir. Gelibolu Yarımadası üzerinde, Çanak- kale savaşlarında hayatlarını kaybeden yabancı askerler için de Anıt ve mezarlıklar vardır.
SIĞINDERE SARGI
YERİ ANITI
Alçıtepe köyünün kuzeybatısındadır. 1947 yılında
yapılmıştır. 25 ve 26. Piyade Alaylarında şehit düşen tüm personel ve 2. Tüm.
Kur. Bşk. Kur. Yzb. Kemal Bey ile Sığındere'deki
ilk yardım istasyonunda tedavi görmekte iken düşmanın açtığı ateş esnasında
şehit olan askerlerimiz anısına, 1995'de T.C Kültür Bakanlığı'nca inşa
edilmiştir.
İLK ŞEHİTLER
ANITI
Seddülbahir köyündedir. 1986 yılında, Çanakkale
Savaşlarında ilk olarak canlarını veren 5 Subay, 81 er olmak üzere toplam 86
şehidimiz anısına dikilmiştir. Cephanelik Şehitliği olarak da
adlandırılmaktadır.
FRANSIZ ANIT VE
MEZARLIĞI
Morto koyuna bakan bir yamaç üzerine kurulan Anıt, Çanak- kale Savaşlarında
hayatlarını kaybeden 14.382 Fransız askerinin anısına yapılmıştır. Mezarlıkta
kimlikleri bilinen askerler için ayrı ayrı taşlar
dikilidir. Kimlikleri tespit edileme- yenler ise Anıt çevresindeki dört toplama
bölmesi ile Anıt girişindeki toplama bölmesine konulmuştur.

ÇANAKKALE
ŞEHİTLER ABİDESİ
Morto köyü önündeki Hisarlıktepe üzerinde Çanakkale
Savaşlarında bu cennet vatan için canlarını veren 253.000 şehidimizin anısına
izafeten yaptırılmıştır. Temeli 19 Nisan 1954 tarihinde atılmış ve 21 Ağustos
1960 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yüksekliği 41.70 cm. dir.
Çanakkale Şehitleri anısına yapılan Anıtın altında SAVAŞ ESERLERİ MÜZESİ
bulunmaktadır. Abidenin girişte sol tarafında ise T.C Kültür Bakanlığınca 1992
yılında yaptırılan Çanakkale Şehitliğinde yurdumuzun her bir köşesinden vatan
savunması için Çanakkale'ye koşan ve en kıymetli varlıklarını, canlarını veren
aziz şehitlerimiz huzur içerisinde dinlenmektedirler.
ŞEHİTLER
ABİDESİ MÜZESİ
Müze, Şehitler Abidesi'nin altındaki salonda hizmet vermektedir. Salonun
girişinde Çanakkale Savaşlarını gösteren krokiler ile savaş anında çekilmiş
fotoğraflar yer alır. Salonun sağındaki vitrinlerde, İngilizlere ait harp
esnasında kullanılan ilaç, içki, karavana kapları vardır. Diğer vitrinlerde
şehitlerimize ait kan dolu saatler, savaşın vahşetini gösteren kemiklere
saplanmış mermi ve şarapnel parçaları ve mermi çekirdeklerinin havada
birbirleri ile çarpışmalarıyla meydana gelen ilginç şekiller, Mehmetçiğin
kahramanlığının delilleri olarak sergilenmektedir.
YAHYA ÇAVUŞ
ANITI
Seddülbahir köyünün karşısında, Ertuğrul Koyuna hakim
tepecik üzerinde yer alır. Anıt, 25 Nisan 1915 günü çıkartma yapan İngiliz
kuvvetlerine kahramanca karşı koyan ve büyük kayıplar verdiren Yahya Çavuş ve
takımı adına, T.C Kültür Bakanlığı'nca 1993 yılında yaptırılmıştır.

MEHMET ÇAVUŞ
ANITI
Bu Anıt, düşmanın hiçbir zaman ele geçiremediği ve bu nedenle "Cesarettepe" diye anılan tepede bulunmaktadır. Silahı
kırıldığından düşmana taşla ve yumrukla hücum eden Mehmet Çavuş'un anısına
izafeten, Mehmet Çavuş Anıtı olarak adlandırılmıştır.
LONE PINE ANIT
VE MEZARLIĞI
4228 Avustralya ve 708 Yeni Zellanda harp ölüsünün
anısına Kanlısırt'a yaptırılmıştır. Anıt ve Mezarlığının
bulunduğu yer Avustralyalılar hedeflerinden birisi idi ve 25 Nisan 1915'de Anzak Koyu'na çıkartma yapıldığı gün alındı ve sonra
kaybedildi. 6 Ağustos günü Türk siperleri l. Avusturalya
Tugayı tarafından bombalandı ve ele geçirildi. Savaş 5 gün 5 gece sürdü. Her
yıl burada Avustralyalılar 24/25 Nisan'da özel törenler yapmaktadırlar.
57. PİYADE
ALAYI ŞEHİTLİĞİ
Çanakkale Savaşları sırasında kahramanlıkları destanlaşan ve tümü ile şehit
olan 57. Piyade Alayı Şehitleri anısına T.C. Kültür Bakanlığınca 1994 yılında
yapılmıştır.
CONKBAYIRI
MEHMETÇİK ANITI
Bu Anıt Conkbayır'ndaki savaşta hayatını kaybeden
Türk askerleri adına dikilmiştir. Milli tarihimizin altın bir sayfa olarak
eklenen Çanakkale Savaşları'nın odak noktası olan ve düşmana ilk sillenin indirildiği
Mehmetçik Parkı içersinde yapılan Anıt, tepeyi tümüyle kaplayacak tarzda ve
kademeli olarak yükselen beş beton panelden oluşmaktadır. Bu beş panel,
Tanrı'ya dua eden bir insanın beş parmağını sembolize etmektedir.
CONKBAYIRI ANIT
VE MEZARLIĞI
Conkbayırı'nda hayatlarını kaybeden 952 Yeni Zellanda'lının anısına yapılmıştır.
Conkbayırı, Çanakkale Savaşlarında en önemli
hedeflerden birisidir. Avustralya'lılar 25 Nisan
çıkartmasının ardından Conkbayırı'na doğru
tırmandılar ancak karşılarında hiç beklemedikleri büyük bir Komutan Mustafa
Kemal Atatürk'ü görünce durmak zorunda kaldılar. 6–10, Ağustos tarihleri
arasında yapılan Sarı Bayır savaşlarında Yeni Zelandalılar Conkbayırı'nın
en uç noktasını ele geçirmeye çalıştılar fakat Mustafa Kemal'in başında bulunduğu
güçlü savunma karşısında başarısızlığa uğradılar. Ne Liman Von
Sanders ve ne de bir başka komutanın göremediğini, o
inanılmaz askeri dehası ile ATATÜRK görmüş ve Conkbayırı
ile Sarı Bayır'ın bütün güney yarımadanın anahtarı olacağını anlamıştı. Büyük
Komutan ATATÜRK, "Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum..." emrini,
Conkbayırı'nda, tarihin unutulmaz sayfalarına
nakşetmişti.
1994 yılında T.C. Kültür Bakanlığınca Yeni Zellanda
Anıtı'nın tam karşısında bulunan ve Atatürk'ün saatinin parçalandığı yere Yeni Zellanda Anıtı kadar heybetli Atatürk'ün Anıtı
yaptırılmıştır.
KABATEPE
TANITMA MERKEZİ
Çanakkale Savaşları sonrası harp sahasında bulunan çeşitli silah, mermi, giysi,
vb. malzemeler ile Çanakkale Savaşları'nın çeşitli sahnelerini gösterir
fotoğrafların sergilendiği bir Müzedir.
ÇAMYAYLA
ATATÜRK EVİ
Çanakkale Savaşları sırasında Mustafa Kemal'in 19. Tümen Karargâhı olarak
kullandığı ve bir odasında ikamet ettiği ev, 1973 yılında Müze haline
getirilmiştir. Müzede Atatürk'ün şahsi eşyaları, sivil ve askeri kıyafetleri
ile fotoğrafları sergilenmektedir.
ÇANAKKALE'YE ULASIM

Çanakkale ili'nin cevre illerle ulaşımı karayolu ile olmaktadır. Karayolu ile İstanbul-Çanakkale 310 km, Bursa-Çanakkale 260 km, İzmir - Çanakkale 320 kmdir. Şehir merkezindeki otobüs terminalinden günün her saatinde ilçelere otobüs ve minibüs seferleri yapılmaktadır. Gökceada'ya yaz-kıs Canakkale'den ve Kabatepe'den gemi seferleri yapılmakta olup günübirlik dönüş imkânı bulunmaktadır. Bozcaada ile ulaşım Yükyeri İskelesinden yapılan gemi seferleri ile sağlanmaktadır.
KONAKLAMA
|
AKOL HOTEL |
|
|
|
ANAFARTALAR HOTEL |
|
ANZAC HOTEL |
|
TUSAN HOTEL ÇANAKKALE |
|
EDEN GARDEN HOTEL |
|
EDEN BEACH HOTEL |
|
BEHRAM HOTEL - S Assos Behramkale İskele Ayvacık-ÇANAKKALE |
|
NAZLIHAN HOTEL - S |
|
ÇETMİ HAN HOTEL - S Yeşilyurt Köyü, Küçükkuyu Kazdağları-ÇANAKKALE |
|
BÜYÜK TRUVA HOTEL |
|
MOLA |
|
KESTANBOL HOTEL HASAN MEVSUF SOK. NO:5, 17100 ÇANAKKALE |
|
GULEÇ HOTEL CEVATPASA MAH.
VELIBEY SOK. 6, 17100 ÇANAKKALE |
|
ASSOS HOTEL BEHRAMKALE, ISKELE, AYVACIK/ÇANAKKALE |
|
ASSOS EDEN BEACH HOTEL KADIRGA KOYU,
BEHRAMKALE (ASSOS) AYVACIK/ÇANAKKALE |
|
IMBAT MOTEL (ÇANAKKALE) BADEMLI KOYU ALTI
AYVACIK/ÇANAKKALE |
|
BONCUK HOTEL |
ÇANAKKALE'DE ÖNEMLİ TELEFON NUMARALARI
|
Valilik |
217 10 92 |
|
Nüfus Müdürlüğü |
217 44 91 |
|
Yangın İhbar |
110 |
|
Askerlik Şubesi |
217 10 91 |
|
Boğaz Komutanlığı |
217 11 24 |
|
Emniyet Müdürlüğü |
212 14 66 |
|
Hava Radar Mevzi Komutanlığı |
217 10 49 |
|
116’cı Jandarma Er Eğitim Alay Kom. |
212 31 56 |
|
İl Jandarma Kom. |
212 56 30 |
|
Kültür Müdürlüğü |
217 23 71 |
|
Arkeoloji Müzesi |
217 32 52 |
|
Sağlık Müdürlüğü |
217 11 58 |
|
Turizm Müdürlüğü |
217 50 12 |
|
Türk Hava Kurumu |
217 21 68 |
HASTANELER
|
SAĞLIK KURUMUNUN ADI |
TELEFON
NUMARASI |
|
Çanakkale Devlet Hastanesi |
217 10 98 / 217 33 13/217 47 82 |
|
Devlet (SSK) Hastanesi |
217 10 96 |
|
Deniz Hastanesi |
217 19 33 |
ŞEHIR PLANI

FERIBOT SEFERLERI
YAZ TARİFESİ
|
GELİBOLU'dan LAPSEKİ'ye |
LAPSEKİ'den GELİBOLU'ya |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
ÇANAKKALE'den ECEABAT'a |
ECEABAT'tan ÇANAKKALE'ye |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
ÇANAKKALE'den GÖKÇEADA'ya |
GÖKÇEADA'dan ÇANAKKALE'ye |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
GÖKÇEADA'dan KABATEPE'ye |
KABATEPE'den GÖKÇEADA'ya |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
KIŞ TARİFESİ
|
GELİBOLU'dan LAPSEKİ'ye |
LAPSEKİ'den GELİBOLU'ya |
||||||||||||||||||||||
|